01 Nisan 1956'dan bugüne;tam 54 senelik bir sevda masalı..
Allah uzun ömür versin anneciğime ve babacığıma;daha nice seneleri birlikte kutlamayı ve daha nice seneler bu güzel sevda masalını dinlemeyi nasip etsin bize inşallah...
Nerede o eski sevdalar ? diyerek başlamak istiyorum sözlerime...Nerede o eski sevdalar derken;1970'li yılların çocuğu olarak nitelendirdiğim kendimde buna dahil oluyorum ister istemez..Yaş ilerledikçe,nerede o eskiler demeye başlıyormuş meğer insan..Ama gerçekten;günümüzün yosun tutmuş sevdalarına baktığım zaman,nerede o bizim zamanımızın sevdaları demektende alıkoyamıyorum kendimi...Bir kere herşeyden önce utanmak vardı,sevdiğim diye nitelendirdiği kişinin gözlerine bakarken utanırdı kızlar..Akşamları dışarı çıkabilmek için,bin takla atılırdı,yinede çoğu zaman atılan taklalar boşa giderdi..Şimdi bakıyorum da,10 yaşlarında kızlar;bırakın utanmayı,elele tutuşma faslını bile çoktan geçmişler...Bir bilinmeze doğru gidiyor herşey demek istemiyorum çünkü bu bilinmezin içinde benimde evladım var..Belki abartılı bulacaksınız ama evladımın geleceğine dair ciddi korkularım var..Tabiki zamanla herşey değişecek biliyorum,nasıl ki mektuplar yerini teknolojiye bıraktı,nasıl ki telgraflar telefonlara dönüştü,nasıl ki gün geçtikçe çığ gibi büyüyoruz diyebildiğimiz sonsuz ışıklar var önümüzde ama bu gelen çığ gibi ışıkların ortasında karanlık birşeyler görmek artık beni korkutuyor...Nereye gidiyoruz? merak ediyorum...
Bunları düşündükçe,nerede o eski sevdalar? demekten kendimi alıkoyamıyorum işte..Yağmur damlaları saçaklardan akarken,pencereden o güzelliği seyredip hoş sohbetler edilirmiş anneciğim ve babacığımın zamanında...Telefonla değil,gözgöze yaşanırmış aşklar..Radyoda birbirleri için şarkılar tutarlarmış.Tabi o zamanlar ne internet denen teknoloji nede çok afedersiniz "Allah Belanı Versin" başlıklı şarkılarda yokmuş..."Bir Bahar Akşamı Rastladım Size" diye başlanan şarkılar varmış.Sevdadaki asalete bakar mısınız diyeceğim ve güleceksiniz bana biliyorum ama sevdalısına "siz" diye hitap eden şarkılar...
Ruhları kağıtlarda erirmiş birbirlerine şiir yazarken..Yazılan şiirleri birbirlerine sürpriz yapabilmek için nereye koyacaklarını şaşırırlar,yastık altınamı koysam,büfeyemi yapıştırsam diye düşünürlermiş..
Yani;anlatmak istediğim,şimdiki sevdalar gibi,parayla değer biçilecek,bir terazide tartılacak tarafı yokmuş eski aşkların...Şimdiki neslin,özel günlerde alınan birçok hediyeye burun kıvırdığı gibi değil,belkide kocası tarafından yazılan tek bir mektuba bile sevinirmiş yürekler..Kadınınsa kocasına hazırladığı özel sofrada;belki nohut ve pilav olurmuş sadece ama sevgisini katarak yaptığı o nohut ve pilav, sevdiğinin en sevdiği yemekler olurmuş..Yine güleceksiniz belki bana ama şimdilerde o eski biberlerin,domateslerin,salatalıkların bile tadı yok ki;o eski sevdaların tadı olsun..Belki ondandır "zamanın" sevdayı bu denli yaşayamamasının nedeni...
Allah uzun versin babacığım 77 yaşında ve tam 27 senedir kalp hastası..El üstünde tutularak,ilaçlara bağımlı yaşadığı ve en ufacık üzüntüde kalbinde ağrılarla geçirdiği bir hayatı var belki..Ama o kalp ne kadar hasta olursa olsun,eşi ve çocukları için atıyor.Ve belkide onu yaşatan bu denli bizleri sevmesi ve sevilmesi..Çok iyi biliyorum ki,nerede o eski sevdalar dedirtecek şekliyle yaşadılar bizler için..Ufak tartışmalar bile gizli olurdu,çocuklar duyup üzülmesin diye...Akşamın bir vakti,kalbinin sıkışacağını bile bile,biraz önce bir filmde görüpte -ah olsada yesek! dediğimiz baklavayı çaktırmadan almaya giden babacığım...Bir seyahate gideceğimiz zaman;yollarda mola verip en güzel restorantlarda yiyeceğimizi ve belkide yaptıklarını yeme fırsatı bile bulamayacağımızı bile bile,yinede börekler,çörekler yapan anacığım...Keşke bizlerde sizler gibi olsak..Keşke bir kez elime eskimiş bir çorabı alıpta,yamalasam..Keşke,evladımın yırtılan eşofmanını bende dikmeye çalışsam..Keşke kocamın gömleklerinin yakalarını kolalasam..Bu keşkeler o kadar çok ki günümüzde,işte yine lafıma geliyorum..Nerede o eski topraklar?
Yediğimiz baklavalar ve çörekler hariç,54 senenin tüm hatıraları duruyor ellerinde..Belki bizlerin evlatlarımıza yaptığımız web siteleri,bloglar yok onlarda ama evlatlarının doğum tarihleri,günleri,saatleri;bilimum yıllarda gittikleri yerlerden aldıkları hatıra eşyalar,ablamın ne zaman yürüdüğü,abimin ne zaman konuştuğu ve abla ve abimden yaklaşık 15 sene sonra doğmuş benim,ilk doğduğum gün nasıl televizyon izlediğime dair kayıtlar var ellerinde...Ben baktıkça,okudukça seviniyorum..Yani boşa değil bebeğimin hiçbir anını kaçırmak istememem..Nasıl seviniyorsam 36 sene önce,doğduğum gün bile neler yaptığımı dinlemekten,eminim bebeğimde çok sevinecek ileride,biliyorum...Şükür ki,anne ve babamın en güzel huylarından biri olan,hatıraları saklamak konusunda,en az onlar kadar becerikliyim...İlk aldıkları radyo mesela,benim şark köşemin en nadide parçası...Tam 54 senelik oda..Evlendikleri sene alınmış yani..Sonra,annemin her elbisesine uygun ve kendi elleriyle dikilmiş yaka iğneleri.. Ve kendi elleriyle yaptığı yine yaklaşık 50 senelik dantelleri bile çerçevelettim...Bakır tencereleri,yine şark köşemin en özel parçaları..İlk tesbihleri,ilk seccadeleri bile bende duruyor,ileride Furkan'ıma verilmek üzere...Hatıralar var çünkü tüm o eşyalarda..O eşyalar alınırken yanlarında olmamış olsamda,ilk alınan radyonun o günkü heyecanını ben her gün yaşıyorum o radyoya baktığımda..İlk seccadelerinde namaz kıldığımda,ilk tesbihlerini kullandığımda daha bir içime siniyor sanki kıldığım namaz..Sevabımın bir kısmıda onların olsun diyebiliyorum...
Allah herşeyi içinize sindirerek yaşatsın inşallah hepinizin..Paranın ikinci planda,sevginin herşeyin üstünde bir duygu olduğunu devamlı hatırlatarak evlatlar yetiştirmeyi nasip etsin Rabbim..Önce gelecek için birşeyler yapmaya,sonra geleceğin bir ucundan tutup bugünü yaşamaya çalışalım..Ama en önemlisi,şimdilerin sevdalarında olduğu gibi yamalı aşklar yaşatmayalım evlatlarımıza...İlk radyomuz onlar içinde değerli olsun..İlk seccademizde namaz kılabilsinler,bizler için dualar etmeyi öğretelim onlara...Yamalı yada yosun tutmuş veya en delicesine yaşanacak sevdaları zaten öğrenecekler günü geldiğinde..Bizler onların aynasıysak eğer,örnek olalım...Sevdalarımız örnek olsun onlara...Onlara severek yaşamayı öğretecek olan,bizleriz çünkü...Ne ekersek,onu biçeriz......
Sürçü lisan ettiysem affola...
Sevgiyle kalın..
Füsun Bektaş Pirepol...