Tire'ye gitmeyeli,sanırım bir sene kadar oldu ama şimdi sizlere bahsedeceğim bu mekanı yazmak için gözümün önünde canlandırdığımda,aslında ne kadarda özlediğimi farkettim.Çünkü;"Tire-Derekahve Kafeteryası"na bir kez bile gitmiş olmanız,gerçekten insanda alışkanlık yapıyor.
Tire'ye gittiğinizde;"burada nereye gidebilirim?" sorunuza gelecek ilk cevabın,"Derekahve Kafeteryası" olacağına eminim..Tire'den Derekahve'ye varmak için,sağlı sollu kerpiç evlerin bulunduğu bir yokuşu tırmanıyorsunuz.Biz hep arabayla gittik ama yılların el değmemiş kerpiç evlerini seyrederek o yokuşu çıkıp,Derekahve'ye varmanın güzelliğide ayrı bir zevktir eminim..Bu arada gerçekten Tire'nin bu bölümü tarih kokuyor.Tarihin o kokusunu aldığım zaman,daha bir dikkatli incelemeye başlıyorum her yanı ve ilk gözüme çarpan şeylerden biri,o yokuşu çıkarken sağ tarafta olan,"Neslihan Zade Hasan Çelebi Camii".. 1500'lü yıllardan beri hala ayakta ve ibadetede açıkmış üstelik..Oysa dikkatli bakılmayınca inanın farkedilmiyor bile..
Yokuşun sonunda,zaten gördüğünüz müthiş güzellik karşısında,Derekahve'ye geldiğinizi anlıyorsunuz..Sonradan tadilat edilmiş bu mekan,tahtadan yapılmış çok şık bir ev gibi geliyor ilk bakışta..Sol tarafınızda,aşağıdan geçen dere ve üzerindeki ördeklerin,her gidişimizde çektiğim fotoğraflarına baktığım zaman görüyorum ki,sanki ördekler bile yerlerinden o kadar memnunlar ki,yerlerini değiştirmeye bile gerek duymuyor gibiler.Tabi Furkan'ın burada en çok ilgisini çeken şey,aşağıdaki derede bulunan işte bu ördekler..
Yüksek sayılabilecek bir merdivenden yukarı çıkarak,Derekahve'ye ulaşıyorsunuz..Mekan çok büyük olmamasına karşılık,tarihi bir mekan olmasından dolayı oldukça ilgi görüyor..Ve her gidişimizde,tıklım tıklım dolu oluyor..Dilerseniz;dışarıda doğanın içerisinde ,dilerseniz kapalı mekanında oturabiliyorsunuz.Dışarıda oturmayı tercih ederseniz ki biz hep öyle yapıyoruz,bir yanınızda aşağıda akan dere ve yokuşlarda inşaa edilmiş tarihi kerpiç Tire evleri manzarasında,bir yanınızda yine tarih kokan evlerin güzelliğini seyrede seyrede harika saatler geçiriyorsunuz.
Biz çocuklu aileler için en kötü tarafıda yokuşta kalıyor olması ve cafeteryaya çıkılan merdivenlerin yüksekliği..Eğer Furkan gibi çok hareketli bir çocuğa sahipseniz,merdivenlerden düşebilir endişesi ile devamlı peşinden koşmak zorunda kalıyorsunuz.Ona rağmen çok zevkli..
Gelelim burada ne yenir? Ne içilir? sorusuna..Aslında bu mekanın en meşhur şeyi otlu gözlemeleri..Birde hamburger ve patates kızartması türü şeyler bulunmakta.Yani açıkçası,eğerki gözleme ile doymam derseniz,bu mekana sadece gözünüzü doyurmak için geleceksiniz ve bu güzel manzarada çayınızı,kahvenizi içip,kafanızdaki binbir türlü derdi burada bırakıp gideceksiniz ama gitmişken meşhur gözlemelerinden yemedende dönmeyin sakın..
Gelelim bu mekanda ne harcarım sorusuna? İnanın bunca güzelliğinin yanında,şehir içlerinde gittiğiniz cafelerden çok daha ucuz..
Hem doğayı,hem tarihi mekanları sevenler için ideal bir yer.Gitmenizi tavsiye ederiz..
Sevgiyle kalın...
Tire-Derekahve'de çekilmiş fotoğraf albümlerimizden birisi bu linkte :
http://www.furkanpirepol.com/resim_kategori.php?resim_id=20