Son günlerde;halen devam etmekte olan iki yaş sendromununda etkisinin olduğunu düşündüğüm inatlaşmaların yanısıra,bu inatlaşmalara karşın ne kadar çok "hadi" dediğimi farkettim oğluşuma..Ve bu konuyu araştırmaya karar verdim..Sık sık "hadi" demenin,çocuklarımız üzerinde ne gibi etkileri vardı? Bize devamlı "hadi" denilmesi hoşumuza gitmeyeceğine göre,minicik bedenlerinde kocaman beyinler taşıyan çocuklarımızında mutlaka hoşlarına gitmiyordur diye düşündüm..
Hatta;pedagog arkadaşıma bu konuyu danıştığımda,önce bana bir güldü ve bu denli detayların aslında birçok ebeveynin aklına gelmediğini ve bu konunun nereden aklıma geldiğinide sormadan edemedi bana:)
Bizim gibi,büyük kentlerde yaşıyor olmak,insanı ister istemez hızlı bir yaşama sürüklüyor.Bende Furkan doğana kadar,çalışan bir kadın olarak,hızlı olabilmenin tozunu yuttuğumdan ve birazda aceleci bir yapıya sahip olduğumdan olsa gerek,sanırım biraz fazla "hadi"ciyim.(ki biz;hem biraz şehir dışında oturuyor olmamız ve benim Furkan'ı bırakamayarak,halen çalışmaya başlayamamış bir anne olmamdan dolayı,şu an bu konuda biraz daha şanslıyız diye düşünüyorum).Özellikle çalışan ebeveynler,ister istemez aceleci olmak zorundalar.Sabah erken kalkışlar,çocuğun bırakılacağı yere götürülmek üzere hazırlanması,kahvaltısının ettirilmesi,kaçırılmaması gereken bir servis ve birbiriyle benzer bir şekilde geçirilen günler; insanı ister istemez aceleci ve "hadi"ci olmaya sürüklüyor..
Bakın sık sık "hadi" demek,çocuklarımızın üzerinde ne gibi etkiler bırakıyormuş:
Öncelikle,sık sık kullanılan "hadi"ler,bir süre sonra etkisini yitiriyormuş.Yani çocuğumuzu bu ifadeyle duyarsızlaştırıyormuşuz.Böyle oluncada;bir kerede yapacağı şeyi,en az üç "hadi"den sonra yapmaya başlıyor ve sıkılan ebeveyninde ses tonu biraz daha yükselerek "hadi"ler,"hadiiiiiiiiiiiiiiiii"ye çevriliyormuş:) Zaten "hadi" kavramıyla duyarsızlaşan çocuklarımız,birde ses tonu yükseldikçe,öfke ve kayıtsızlık yaşıyorlar ve ileride sinirli ve ebeveylerine bile yüksek sesle bağırabilecek bir insan haline dönüşüyorlarmış.
Anne ve babalar "hadi" dedikçe,çocuklar kendilerini daha az özerk hissediyorlar ve karar verme becerilerinin gelişimine,daha az fırsat vermiş oluyormuşuz..
Peki "hadi"ye alternatif olarak neler yapılmalıymış:
Öncelikle,bize devamlı "hadi" denilse ne hissederiz diye düşünmeli,
"Hadi" deyipte;yine kendimiz yapıyorsak,hiç denmemeli,
Kendimize bağıran bir çocuk istemiyorsak,ses tonumuzu yükseltmemeli,
Çocuğumu tanıyorum ben! denemeden önce bir kez daha düşünüp,onun yapabileceklerini ve yapamayacaklarını bir kez daha gözden geçirmeli,
Diğer çocuklarla karşılaştırılmamalı,her çocuğun eşsiz olduğu ve becerilerinin farklılık gösterebileceğini düşünerek hareket etmeli,
Kesinlikle,anne ve baba olarak ortak ve sürdürülebilir bir tutum belirlemeli,
Çok kural,az uyum demektir! diye düşünerek kuralların sayısını azaltmalı,
İdeal olan yerine,gerçekçi hedefler belirlemeli ve
Sorumluluk vermeye en azından başlamalıymışız..
Eleştiriler hiçbir zaman çocuklar üzerinde doğru etki bırakmıyor,bende sık sık "hadi" demeyi eleştiriyle aynı katagoriye koyuyorum ve bundan sonra "hadi"lerime kısıtlama getiriyorum..Bakalım işe yarayacak mı?
Gerçekte yaşadığımız konuları araştırıp,araştırmalarımı sizlerle paylaşmak benim için büyük keyif.Biraz olsun ışık tutabiliyorsam ne mutlu bana..Hiç aklınıza gelmişmiydi "hadi" demenin etkilerini araştırmak bilmiyorum ama aslında bu önemsiz dediğimiz küçücük bir kelimenin,meğer ne çok önemi varmış.
Sağlıcakla kalın..
(furkanpirepol.com sağlık bölümü sadece kullanıcıyı bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır..Bir annenin gözlemleri ve o anki konuya hakim hastalık üzerinde çeşitli uzman doktorların fikirlerinin birleştiği ortak noktalardır..Sitede yer verdiğimiz bilgiler doktor tedavisinin yerini tutamaz.Sitedeki kaynaklardan yola çıkarak bebeğinize herhangi bir tedavi uygulamayınız.. Lütfen en kıymetlikerimizin sağlığı için en ufak sağlık problemlerinde bile doktorunuza başvurunuz.)