Operatwins’in sevgili Sinem’ i ile Alaçatı’nın eşsiz güzelliğinde sanatsever ebeveynlerinde ilgisini çekeceğine inandığımız harika bir söyleşi yaptık..Bize en değerli şeyi,zamanını verdiğin için çok teşekkürler Sinemciğim..Sizler sayesinde Yosun Gözlü Cantanemiz Operayı seviyor ve sizleri dinleyerek büyüyor..
Fotoğraflarımız İçin http://www.furkanpirepol.com/resim_kategori.php?resim_id=100 linkine tıklayınız.
Onlar hayatı tırmalayarak kariyer yapan inanılmaz iki melek..Onlar Operanın kraliçeleri...
Henüz üç buçuk yaşlarındayken, babalarının kendilerine aldığı piyano ile başlıyorlar ilk müzik hayatlarına..Dokuz yaşına kadarda evde devamlı konser veriyorlar..Aslen doktor olan amcaları, aynı zamanda birçok bestesi olan bir müzisyen..” Bu kızların sesleri ve kulakları çok iyi,mutlaka konservatuara gitmeleri lazım” diyor..Müzik öğretmenleride aynı şeyi söyleyince onlarda seslerini en iyi şekilde eğitmeye ve profesyonel olarak bu işi öğrenmeye karar veriyorlar..Konservatuar eğitimlerinden sonra Cemal Reşit Rey ‘de koroda ,daha sonrada Antalya Operasında solo roller alıyorlar..Aydın Doğan Vakfının karikatüristler yarışmasının galasında ,Viyanadan gelen bir eğitmen seslerini çok beğeniyor ve siz dünya kariyeri yapabilirsiniz ,Viyana’ya bizim Opera’ya gelin diyor..Gitmeleri şart ama çok paraya ihtiyaçları var..Bu arada Sinem gazetede bir Süleyman Demirel röportajı okuyor ve belki kendilerine yardımcı olur diye hemen bavulunu toplayıp Ankara’ya gidiyor..Gitmişkende Konservatuar Dayanışma Derneğine uğruyor.Onların sayesinde Kültür Bakanı İstemihan Talay’la tanışıyor ve sanata merhaba gecesinde şarkı söylüyorlar.Meğer Dernektekiler Bakana onların dünyada ikinci ;Türkiyede tek olduklarını ama finansal sıkıntılarından dolayı Operayı bıraktıklarını söylemişler.Bakanda onlara : - “Bir yıllığına sizi Avusturya ‘ya yolluyoruz..Gidin ve Avrupaya Çağdaş Türk kadınının ve Türk sanatçısının nasıl olduğunu gösterin "diyor..
Ve 2000 senesinden beri Viyanadalar..Gerçektende Avrupaya Çağdaş Türk Kadını ve sanatçısının nasıl olduğunu gösteriyorlar..
Sinem soprano , Didem mezzo soprano.. Üstelik 8 dilde şarkı söylüyorlar ve yerel halk gibi telafuz edebilmek için günlerce çalışıyorlar..
Biz onlarla gurur duyuyoruz..
ÖNCELİKLE BEBEKLİK DÖNEMİNİZDEN BAŞLAMAK İSTİYORUZ..İKİZ OLMAK HARİKA BİR DUYGU OLSA GEREK .. MÜZİĞE KARŞI OLAN İLGİNİZİ AİLENİZ İLK NASIL KEŞFETTİ ?
SİNEM BALIK = Dört beş yaşları civarında Amcamızla birlikte şarkılar söylerek çok hoş vakitler geçirirken bize “Ali Baba’nın Çiftliğini” söyletiyor ve çift ses yapabilirmiyiz diye denemeler yapıyordu...Baktı ki söyleyebiliyoruz ,bu duruma inanılmaz derecede şaşırdı ve mutlaka Konservatuara giderek profesyonel bir eğitim almamızı istedi..İlk müzik hayatımıza böylece çok küçük yaşlardayken Amcamızında teşviki ile başlamış olduk..
ÇOCUKLUK HAYALLERİNİZ NELERDİ ? BU HAYALLERİN İÇİNDE MÜZİK HER ZAMAN EN ÖN SIRADA MIYDI ??
SİNEM BALIK = Çocukluk dönemlerimizde arkadaşlarımız ve aileleriyle buluşur,bize özel dikilmiş kostümlerle konserler ve piyano resitalleri verir,dans eder hatta tiyatro yapardık..Ailelerimizde bizim seyircilerimiz olurlardı.Herkesin bir rolü olurdu ama büyüklerimiz kesinlikle oyunu doğaçlama sergilememiz konusunda bizi teşvik ederlerdi..Burada ki amaç doğaçlama yeteneğinin ve hayal gücüne bağlı her türlü yaratıcılığımızı kullanabilme yeteneğinin artırılmasıydı.Dansederken babamız konsantre olun derdi.O zamanlar çocuk beynimizin anladığı kadarıyla yaptığımız işin üzerinde konsantre olmaya çalışırdık..Burada asıl anlatmak istediğim bu tür davranışlarla anne ve babaların çocuğa onu önemsedikleri hissini vermek,beğenildiğini hissettirmek ve sahne alışkanlığı kazanmalarını sağlamak için yapılan bu tip teşviklerin çocuk üzerinde yarattığı olumlu hisler..Kişiliği bulmada özgüvene atılan ilk adım..Bugünkü rahat sahne ortamımızı kesinlikle o günlere borçluyuz..
AMA HEYECAN HEP VAR DEĞİL Mİ ?
SİNEM BALIK = Heyecan tabii ki var ama bu heyecanı yenebilmeli insan..Farkında olmadan yaşadığın heyecanı bastırıp,sahne performansını düşürmesine asla izin vermemeli..
OPERACI OLMAYA NASIL KARAR VERDİNİZ..?
SİNEM BALIK = Ufak yaşlarda şarkı söylemeye başladıktan sonra zamanla şarkı söylerken ne kadar eğlendiğimizin farkına vardık..Ve lise ikide profesyonel olarak müzikle ilgilenmeye karar verdik..Ses eğitimi konservatuarda başlayan birşey..Herşey konservatuara girdikten sonra başladı aslında..
OPERA ÇOK EMEK GEREKTİREN BİR İŞ DEĞİL Mİ ??
SİNEM BALIK = Tabii ki.. Hayatımızın bir çok dönemini kontrollü yaşamak zorundayız..Sporcular gibi kampa giriyor ,yememizden içmemize, yaşantımızın her anını kontrollü yaşamaya çalışıyoruz..Devamlı sesimiz için özel çalışmalar yapmak durumundayız..
BİZİM GİBİ ÇOCUKLARINI SANATA ÖZELLİKLE OPERAYA YÖNLENDİRMEK İSTEYEN ANNE VE BABALAR KAÇ YAŞINDA VE NASIL YÖNLENDİRMELİ. ??
SİNEM BALIK = Ses ve şarkı söyleyebilme yeteneğine göre çok küçük yaşlarda korolarda başlayabilirler..Ancak konservatuarların opera ve şan bölümleri için seslerinin oturmuş olması dolayısıyla ergenlik dönemini geçmiş olmaları gerekiyor..
KÜÇÜK YAŞLARDA BU KONUDA EĞİTİM VEREN OKULLAR VAR MI ?
SİNEM BALIK = Ben birebir eğitimi tavsiye ederim..O yaşlardaki çocuğun müziği anlayabilmesi ve ileride bir yaşam biçimi olarak seçebilmesi için öğretmenini sevmesi çok önemli.Öğretmenini seven bir çocuk verdiği eğitimide sever..Ailelerin dikkat etmesi gereken konu bu bence..Konusunda iyi bir eğitmen ve çocuğa bu eğitmenin aşılayacağı herşey çocuk için ileride bir yaşam tarzı olabilir..
ÇOCUK OPERACI YADA OPERA ÇOCUK KOROLARI VAR MI ?
SİNEM BALIK = Devlet Opera ve Balesinin çocuklarla ilgili bir bölümü var..Kostümlerini giyip şarkı söylüyorlar.. Çok şekerler..
İLLAKİ HER ÇOCUK SANATA YÖNLENDİRİLECEK DİYE BİR KAİDE YOK TABİİKİ ANCAK BİR RÖPORTAJINIZDA KLASİK MÜZİĞİN İNSAN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNDEN VE ÖNEMİNDEN BAHSETTİĞİNİZİ OKUMUŞTUM.DOĞRU MUDUR ?
SİNEM BALIK = Evet..Mozart ve Beethoven sırt ağrılarına ve huzursuzluğa bile iyi geliyor.Klasik müzik bir mutluluk hormonu gibi..Bu yüzden çocuklara mutlaka klasik müzik sevgisi işlenmeli..Özellikle hiperaktif çocukların sanata ve spora yönlendirilmeleri gerektiğini düşünüyorum..
TÜRKİYEDE “KORUNMAYA MUHTAÇ ÇOCUKLAR VAKFI” YARARINA 3 NİSAN 2009 DA BİR KONSERİNİZ OLDU.SANIRIM TÜM SANATÇI DOSTLARIN BÖYLE KONULARDA DUYARLI OLMALARI ŞART..YURT DIŞINDA SANAT CAMİASININ BU TİP KONSER VE ORGANİZASYONLARA İLGİSİNİ MERAK EDİYORUM ?
SİNEM BALIK = Bu tamamen kişisel birşey..Bunu yüreğinde hisseden her sanatçı bu tür organizasyonlara katılıyor..
TÜRKİYEDEKİ EĞİTİMLE YURT DIŞINDAKİ EĞİTİM ARASINDAKİ FARK ? BİZ ANNE VE BABALARA BU KONUDA NE TAVSİYE EDERSİNİZ.?
SİNEM BALIK = Bizler yurtdışındaki eğitimimize Türkiyede ilköğretim ve Konservatuar eğitimimizi tamamlayarak gittik..Aslında bir fark yok ancak bir birey için farklı kültürleri tanıma,kendi ayakları üzerinde durabilme ve bundan dolayıda özgüven kazanma gibi türlü şeyler kazandırdığını söyleyebilirim..
SON OLARAK YARINLARIN UMUDU MİNİK BEBEKLERİMİZE VE AİLELERİNE NE SÖYLEMEK İSTERSİN ?
SİNEM BALIK = Şunu söylemek isterim ki sanat ve sporla uğraşan bir çocuk asla kötü alışkanlık edinemez ,paylaşımları çoğalır,disipline girer..Sanatla uğraşan çocuk toplumda yeteneği ile artı puanlar toplayacağından ve beğenileceğinden özgüveni yerinde bir birey olarak yaşamına devam eder..
YOSUN GÖZLÜ CANTANEMİN EN ÖZEL ANILARINDA KALMAK ÜZERE YAPTIĞIMIZ BU SÖYLEŞİ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜRLER SİNEMCİĞİM..HER ZAMAN YANINIZDA VE YAKININIZDAYIZ..AVRUPAYA BİR TÜRK SANATÇISININ VE ÇAĞDAŞ BİR TÜRK KADINININ EN GÜZEL ÖRNEĞİNİ SERGİLEDİĞİNİZ İÇİNDE AYRICA ÇOK TEŞEKKÜRLER.
http://www.operatwins.com