“Aslında bu röportajı sizlerle paylaşabilmek için sabırsızlanıyorum..Buna rağmen,Sevgili Erol babamızla ilgili yazdığım bir sürü yazıyı yazıp yazıp,siliyorum..Sanırım onunla ilgili satırları oya işler gibi işlemeye çalıştıkça yetersiz buluyor,tekrar başa dönüyorum uzunca bir süredir..Eğerki buna bir son vermezsem,bu röportajı sizlerle hiç paylaşamayacağım..O yüzden yıllarını sinemaya vermiş Erol babamızı anlatırken eksiklerim olursa affınıza sığınıyorum..
Birçoğumuz onu sinema filmlerinden,birçoğumuzda dizilerden tanıyoruz..Tabi böyle oluncada,böylesine özel bir sanatçının sadece sanata verdiği emekleri biliyoruz..Oysaki Sevgili Erol Tezeren aynı zamanda çok özel bir eş,çok özel bir baba ve çok özel bir dede..Biz bu röportajımızda,sanatçı kişiliğinin yanısıra,ailesine verdiği önemden,babalığın kendisine kazandırdıklarından,evlatlarını yetiştirirken karşılaştığı sorunlardan,korkularından,geleceğe bakış açısından bahsetmek istiyoruz..
O bir idol bizim için..Furkan,eğerki gelecekte bir sanatçı olmak isterse,ona gösterebileceğimiz özel bir örnek..Bunca şöhretin,bunca sevenin ve belkide çevresindeki insanlar tarafından devamlı el üstünde tutulmanın sarhoşluğuna hiçbir zaman tutulmamış,kişiliğinden hiçbir zaman ödün vermemiş,alçakgönüllü,içimizden biri Erol Tezeren..Bir insanın yüreği güzel olunca,sanırım insanlara kattığı her türlü değerde güzel oluyor..Ve Furkan;böyle bir üçüncü dedesi olduğu için,çok şanslı..”
Bu röportaj için kendisiyle irtibata geçtiğimde,her zamanki mütevazi tavrıyla beni kırmadığı için çok teşekkür ediyor ve öncelikle Furkan için yazdığı ve Furkan’a en güzel armağan olarak kalacak dizeleriyle başlamak istiyorum:
“Selam Sevgili torunum...
İleride;büyüdüğün zaman,anne ve babanın senin için yapmış oldukları bu gayretli çalışmaları okuduğunda,belki bizler bu dünyada olmayacağız.Kimbilir?
Ama inan;onların sana olan sevgilerini anlatmaya çalıştıkları kelimeleri dizdikleri bu sayfaların değerini,sende ileride büyüyüp,baba olduğun zaman daha iyi anlayacaksın...
Kısmet işte; seninle nasıl ve hangi şartlarda oldu ilk karşılaşmamız..Galiba; “En Güzel Bebek Yarışması”na girmiştin ve bende senin,o lüle lüle saçlarını,deniz yosunu gözlerini o kadar beğenmiş olacağım ki;sana,dolayısı ile annenlere atmış olduğum iki kelimelik bir beğeni mektubu ile dostluğumuz başlamış oldu..Aradan zaman aktı geçti.Zaman zaman irtibat koptu ama her ne hikmetse annenlerin şahsıma duydukları sevgi eksilmedi.Her fırsatta da bunu bana yazdıkları mektuplarla dile getirdiler...
Son zamanda yapmış oldukları yeni bir sayfaya,adıma bir röportaj istediklerinde de çok mutlu oldum.Sorular çok güzel ve cevap verilmeside bir o kadar zordu.Bak;buraya kadar yazdıklarımın dışında, daha röportaja bile giremedim..Ama girmem lazım,zaman su gibi akıp geçiyor.Ha bugün,ha yarın derken günler haftaları kovalamaya başladı bile.Evet;bende bugün karar verdim ve yazmaya başladım..
(04 / 03 / 2010 - Saat 20:00) Şu an,Almanya’da torunlarımın yanındayım..Bu satırlarımıda sana,onların yanından yazıyorum.Tarihi attım;çünkü,bu yazının ne gün biteceğini şu an kestiremiyorum.Gelelim annenin,birbirinden güzel sorularına...”
SİNEMA VE DİZİ SANATÇISI OLMAK,BUNCA SEVİLMEK VE İLGİ GÖRMEK NASIL BİR DUYGU?
Sinema ve dizilerde oynayıp;değişik karakterleri canlandırıp,o tiplemelerle insanlar üzerindeki bırakmış olduğunuz etkiyi anlatabilmenin kelimelere sığacağını sanmıyorum...
Sene 1958’de “İstanbul Radyosu Çocuk Saati”nde sanat hayatıma başladım..
O senelerde “İstanbul Erkek Lisesi”ne gidiyordum..Liseninde bayraktarı idim..
1963’de de bir mecmuanın açtığı kapak yarışmasını kazanarak filmcilik hayatıma;”3 Öfkeli Genç” filmi ile başladım.Bu arada lise bitti.”Edebiyat Fakültesi - Sosyal Antropoloji” bölümü talebesi oldum.Eve yardım edebilmek için,”Yeşilköy Hava Alanı”nda,“Hava Trafik Kontrolörü” olarak çalışmaya başladım.Sanat hayatına girmiş olmam,bana bu konuda da bir şeyler öğrenmem gerektiği hissini verdi ve “İstanbul Belediyesi Konservatuarı – Tiyatro” bölümüne de kaydoldum..
Şu kısacık altı satırda, Erol dedenin hayata ne denli zorluklarla göğüs gerdiğini ve ne şartlarda kendisini parçalarcasına,yaprak misali savrulduğunu anlaman için yazdım..
Nerede kalmıstık? İnsanlar tarafından sevilmek ve sayılmak çok güzel bir duygu.Bilhassa;nereden geldiğinizi,kim olduğunuzu unutmazsanız.Bir yerlere çıktığınız zaman,o yüksekliklerden bir kalemde aynı hızda aşağıya inebileceğinizide düşünmeniz gerek.Ben mesleğimi yaparken, daima arkamda ailemi, şerefimizi düşündüm.Yanlış olabilecek hiçbir şeyi yapmamaya çalıştım..Belki;insanların bana olan sevgisini o nedenle hiç kaybetmedim...
BİR SİNEMA VE DİZİ SANATÇISININ,EN BÜYÜK KORKUSU NEDİR?
Bence;sinema sanatçısının en büyük korkusu,yanlış anlaşılmaktır. İstemeyerek kötü roller oynasa bile,o karakterle özdeşleştirilmesinden çekinebilir..
ÇOK ZEVKLİ GÖRÜNEN BU MESLEK,ASLINDA ÇOKTA ZOR OLSA GEREK..ZAMAN KAVRAMININ BELKİDE GEÇERSİZ OLDUĞU BU MESLEĞİ YAPARKEN,AİLENİZE GEREKEN ZAMANI AYIRAMADIĞINIZI HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?
Çok yerinde bir soru.Hakikaten,zaman kavramının hiçbir değeri olmadığı bir meslek dalındayız..24 saat hiç uyumamacasına çalıştığımız günler olmuştur.Dizi bitecektir,zaman yoktur.Bütün ekip var gücü ile çalışır ve dizinin o bölümünü bitirir..Hiçbir şeyden haberi olmayan seyİrcisinin karşısına,vaktinde çıkmak mecburiyetindedir ..
KAÇ ÇOCUK SAHİBİSİNİZ? VE BİLİYORUZ Kİ,HARİKA TORUNLARA SAHİPSİNİZ.BİRAZ ONLARDAN BAHSEDERMİSİNİZ?
Benim;bir oğlum (Almanya’da), birde kızım var.(Yenizelanda’da)..
Oğlum evli;iki kız torunumuz var.(4,5 ve 2,5 yaşlarında) Kızımda evli ama spordan çocuk yapmaya fırsatı olmuyor.Kendisi “Yenizelanda Bayanlar Voleybol Takımı”nda oynamaktadır..
BABA OLMAK VE SONRASINDA TORUN SAHİBİ OLMAK HAYATINIZA NE GİBİ DEĞERLER KATTI?
Çocuklarım Almanya’da doğdu ve orada yetiştiler.Annelerin çocuklar üzerindeki yetiştirme politikaları,bizim ailemizdede geçerlidir.Anne bilhassa kızla çok alakadar olur..Bense baba olarak oğluma,el işlerini, denize dalmayı,balık vurmayı bu tarz şeyleri öğretebildim.
ÇOCUKLARINIZI YETİŞTİRİRKEN,ÖNCELİKLE EDİNDİĞİNİZ İLKE NEYDİ? BİZ YENİ NESİL ANNE VE BABALARA;ÇOCUKLARIMIZI YETİŞTİRİRKEN NELERE DİKKAT ETMEMİZ KONUSUNDA BÖYLESİNE ÖZEL EVLATLAR YETİŞTİRMİŞ BİR BABA OLARAK ÖĞÜTLERİNİZ NELERDİR?
Türk ananelerine sadık kalmaları,insanlara sevgiyi,saygıyı ve yardımlaşmayı öğretmeye çalıştım..
Çocuklarını ne sıksınlar,nede yaptıkları hataları yutmasınlar.Aklı başında,vicdanlı,onurlu ve yalansız çocuklar yetiştirsinler...
“HER BAŞARILI ERKEĞİN ARKASINDA,BİR KADIN VARDIR” SÖZÜNÜ KABUL EDENLERDEN MİSİNİZ? VE BUNUN YANI SIRA,BAŞARININ EN BÜYÜK ANAHTARI SİZCE NEDİR?
Evet;aynen her başarılı erkeğin arkasında,onu kollayan koruyan bir eşi vardır.İnanıyorum bu söze.Başarının en önemli anahtarıda; yaptığın işi severek yap,sevmiyorsan bırak,o işten hayır gelmez...
ÇOCUKLARINI SANAT DÜNYASINA YÖNLENDİRMEK İSTEYEN ANNE VE BABALARA TAVSİYELERİNİZ NELERDİR?
Gelelim,çocuklarını sanat dünyasına yönlendirmek isteyen anne ve babalara.Her anne-baba,çocuğunun gelişmesi halini ki, gözlemlerinin bu konuda değeri çok mühimdir.Çocuk bir-iki taklit yaptı diye; –Ahh; benim oğlum artist olacak,bak göreceksiniz! demektense,çocuğu o dalda en emin yollarda yükselmesini temin edecek,tahsil şartlarını araması gerek. Bu işin artık,alaydan yetişme tarzı devri kapanmıştır.İstisna olarak; kafanızda bir tiplemeniz vardır ve ona yolda rastlarsanız,artık o kişi için yapılacak birşey yoktur.Onu alır,adam edersiniz.İşte o zaman,alaylı olarak sizin yapacağınız filmde oynar.Ama istisnalar kaideyi bozmaz...
BU ÖZEL RÖPORTAJ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜRLER.HAYATTA EN ÖNEMLİ ŞEYLERDEN BİRİ OLAN,ZAMANINIZI HARCADINIZ BİZİM İÇİN..GÜZEL YÜREĞİNİZE SAĞLIK EROL ABİCİĞİM..SEVGİYLE VE HEP BİZİMLE KALIN...