MENÜ
 HAKKINDA
  • Genel Bilgiler
  • Anne ve Babası
  • Soyağacı
  • Furkandan Öncesi
  • Furkandan Sonrası
  • Doğduğu Gün Türkiye
  • Gelişim Çizelgesi
  • Aşı Takvimi
  • Diş Çıkarma Takvimi
  • Beslenme Takvimi
  • Hayatının İlkleri
  • En Sevdikleri
  • GÜNCESİ
  • Doğmamış Cantaneme
  • Yosun Gözlüme Dair
  • Fotoğraf Albümü
  • Videolar
  • Ziyaretçi Defteri
  • Yarışma Defteri
  • Röportajlar
  • Tavsiye Ettiklerimiz
  • Sağlık
  • Masallar - Hikayeler
  • Yaşamdan Alıntılar
  • Arkadaşları
  • Arkadaşları Hakkında
  • Favori Bebeklerimiz ve     Anneleri
  • Duyurular
  • Furkanın Menüsü
  • Happy Birthday
  • Furkanın Gezi Rehberi
  • Yarışmalar
  • İletişim

  •   20 EYLÜL 2010 - 04:00 - YILLAR SONRA..
    20 EYLÜL 2010 - 04:00 - YILLAR SONRA..

    "2010 - Ramazan Bayramı Seyahati"mizin son durağı;Yalvaç.

    Memleket kokusu.Çocukluğumdan aklımda kalan büyülü mekan.Ne çok özlemişim meğer;hem memleketimi,hemde çocukluğumu.

    Rahmetli Hala'mın,kocaman teraslı kerpiç evi,bahçesi ve inekleri.Yaşlı ve titrek elleriyle ama hiç gocunmadan yaptığı kaymağı ekmek arası yapıp,saat başı yemek.Besin değeri kaynatılınca düşüyor diye düşünmeden içtiğimiz,mis gibi tazecik sütler.Tırmandığım elma ağaçları,dalından yıkamadan yediğimiz üzümler.Toprak fırında pişmiş hamursuzların tadı ve daha Yalvaç'a adımımızı atar atmaz hoşgeldine gelen komşu teyzeler.At arabasına binebilecek miyim ? telaşı,günü ve gecesi dopdolu geçen tatil günleri.Ne çok özlemişim meğer.

    Bir ineğin sağılışını seyretmek,ne denli mutluluk verebilir ki şimdi bana? Bir atın ayağına çakılan nalın ne önemi var benim için? Bugünü elma ve üzüm toplayarak geçireceğiz deseler aynı heyecanı duyabilir miyim? Şehirselleşmiş yüreğimi,buralarda yaşanan hangi güzellik çocukluğum kadar sevindirebilir ki? Ah çocukluğum,meğer ne çok özlemişim seni.

    Rahmetli halamın evinde,şimdi bir başkası oturuyormuş.Arabayı kapısının önüne parkedip,saatlerce seyrettim.Bir bir canlandı anılarım hem gözümde,hemde yüreğimde.Aynı terasın balkonlaşmış şeklinde; çamaşır asan halam değil,bir başka teyze.Bilmez ki o evin bendeki değerini.O yüzden;kapısını çalıpta,bir bakabilir miyim anılarıma bile diyemedim:(

    Üstelik;sadece halam değil,bir çok kişi rahmetli olmuş.Kim aklıma gelse,-Öldü! diyorlar.Sanırım burada ölmeyen tek şey kalmış,oda: "Anılar"

    Dedenin amcasının oğlu,rahmetli Yılmaz Amca'mın düzenlediği piknikler,kendi elleriyle yoğurduğu ve mangalda bizim için pişirdiği ekmek arası köfteler,her akşam bir başka yerde bizim için verilen davetler.Tahta merdivenlerin gıcırtısı ve eski toprakların o sımsıcak yürekleri,içtenlikleri.Kendileri şimdi yok ama anıları bende hala yaşıyor.Rabbim rahmet eylesin hepsine.Anılar ölmüyor.

    Şükür ki;doksan küsür senedir bizimle olan anneanneciğim hala yaşıyor.Doksan küsür diyorum,çünkü küsüratını bizde bilmiyoruz,kendide.Arada rahatsızlanıyor,sonra toparlıyor kendini.Güleç yüzüne bakmaya doyamazsın,heleki son günlerde iyice tonton bir nine olmuş.Bazen ismimizi unutuyor,utanarak soruyor -Senin ismin neydi? diye.

    Birçok şey değişmemiş üstelik.Yine -hoşgeldiniz! demek için dolup taşan komşular,gelirken getirdikleri tabak tabak baklavalar,börekler,hamursuzlar.Sadece kişiler farklı,anılarımda kalan o rahmetli insanların çocukları,torunları.Yine tahta merdivenlerden çıkmanın heyecanını,gıcırtısının kulaklarımda kalan hüznünü yaşıyorum şimdi yazarken.Evet.Anılar ölmüyor.Nereye gidersen git,nerede olursan ol anılarında seninle birlikte geliyor.

    Ben;bir kısmı memleketimde geçen tatilleri özlemişim meğer.Havasını, suyunu,insanlarını,hatta uzaklardan burnuma gelen tezek kokularını bile.Otellerin eşsiz güzellikteki havuzlarının maviliğinden bile güzeldi gökyüzü.Gündüzleri gökyüzüne bakmayı unutmuşuz,geceleri yıldızları saymaz olmuşuz meğer.

    Gezdiğimiz yerler;yediklerimiz,içtiklerimiz şöyle dursun,ben çok güzel birkaç gün geçirdim memleketimde.Anılarımı da bir sandığa koyup,yanımda getirdim üstelik yine.

    Dedenin mesleği dolayısı ile,Türkiye'nin birçok il ve ilçesinde oturduk biz.Tayinler sonrası,anılarımızıda eşyalarla birlikte toplayıp,götürmek zorunda kaldık hep.Arkadaşlarım,öğretmenlerim,sevdiklerim.Sadece yaz tatillerinin bir kısmını geçirdiğimiz memleketimin kokusunu;böyle içime çektiğimde duyduğum hazdan sonra biliyorum ki,kimbilir yaşadığım o benim için kutsal sayılan il ve ilçelere gittiğimde,çocukluk arkadaşlarımı,okulumu,öğretmenlerimi gördüğümde nasıl pırpır edecek yüreğim.En kısa sürede,anılarımın geri kalanlarını toplamaya mutlaka gitmeliyim.

    Değişmesin hiçbirşey.Tarihimiz;güzelliklerimiz,memleket sevdası,o eski aşklar,aşıklar,sevdalılar değişmesin.Yüzü kızarsın insanların,bilmeden bile olsa yaptıkları yanlışlar karşısında.Saatlar her gün zamanı bir kezde olsa aynı gösterdiği halde,bir önceki günün aynı saatini aratmasın yaşadıklarımız.Eskiden;portakal sandıklarından yapılan sedirlerde mutlu bir yuva örneği sergileyen dedelerimiz,ninelerimiz ölmesin hiç olmazsa anılarımızda.O sandıklardan yapılmış sedirlerde,aynı mutluluğu yaşayabilmeyi nasip etsin Rabbim bizlerede.Milyarlık koltuklarda,mutsuz olan insanlara akıl fikir versin.

    Zira;nereye gittiğimizi bilmeden,"Uzun ince bir yoldayız,gidiyoruz gündüz gece".

    Bir kez daha anladım ki,ben sana bu günceyi iyiki hazırlıyorum.Çünkü; sana ileride armağan etmek istediğim en güzel şey "anıların".Onun için güncene bunca emek verişim,onun için bunca yazma merakım.Hiçbir anını kaçırmak istemeyişim işte sırf bu yüzden.

    Biliyorum ki,anılarımda kalan birçok kişi gibi,birgün ölsemde,yazdıklarım ölmeyecek.

    Bu gecelik işte böyle.Biraz ben,biraz hüzün,biraz anılar ve özlediğim çocukluğum.

     

     
    © 2009 Tüm Hakları Furkan Pirepol'e aittir. İzinsiz kullanılamaz.
    Tasarım ve Programlama : UTKU BİLİŞİM